BM, küresel gerginliklerin ortasında LATAM'ın 2025'teki ekonomik büyümesinin %2,4 olacağını öngörüyor

BM, küresel gerginliklerin ortasında LATAM'ın 2025'teki ekonomik büyümesinin %2,4 olacağını öngörüyor
Noris Soto
19 Ara 2024, 18:59 ÖS
  • Latin Amerika ekonomilerinin 2025 yılında özel tüketimin etkisiyle %2,4 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.
  • Jeopolitik ve ticari gerginlikler ekonomik istikrar ve hammadde fiyatları açısından risk oluşturuyor.
  • Enflasyon düşüyor ve bu durum kamu yatırımlarının zayıf olmasına rağmen faiz oranlarında temkinli indirimlere olanak sağlıyor.

Birleşmiş Milletler Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Latin Amerika ve Karayipler ekonomilerinin 2025 yılında çoğunlukla artan iç tüketim sayesinde %2,4 oranında büyümesinin beklendiğini bildirdi.

Ancak bu öngörülen genişlemenin, artan küresel jeopolitik ve ticari gerilimlerle bağlantılı riskler tarafından hafifletildiği görülüyor.

BM Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu (ECLAC), Ağustos ayındaki %2,3'lük büyüme tahminini düşürerek büyüme tahminlerini değiştirdi.

Ancak genel tahmin, bölgenin "düşük büyüme yörüngesinde" kalacağını öngörüyor.

Özel tüketim: Büyüme motoru

ECLAC araştırmasına göre bölgesel büyümenin baskın itici gücünün özel tüketim olması muhtemel.

2025 yılı için öngörülen genişlemenin 2024'tekine benzer olması, ancak daha mütevazı bir hızda olması bekleniyor.

Tüketimin GSYİH'den biraz daha hızlı artması bekleniyor. Bu durum, hanehalkı harcamalarının dışsal olumsuzluklara karşı ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Ayrıca kurum, 2023 yılı büyüme tahminini de yüzde 1,8'lik önceki tahminden yüzde 2,2'ye yükseltti.

Özel tüketimdeki iyileşen eğilimlere rağmen araştırma, pandemi öncesi seviyelerin altında kalmaya devam eden zayıf işgücü katılım oranı ve işgücü dinamiklerini etkileyen devam eden cinsiyet eşitsizliği gibi temel işgücü piyasası endişelerini tespit ediyor.

Jeopolitik risk ve ekonomik istikrar

ECLAC, Latin Amerika ekonomileri için başlıca risklerin dünya genelinde artan jeopolitik ve ticari çatışmalar olduğunu vurguladı.

Bu gerginlikler hammadde fiyatlandırmasını önemli ölçüde etkileyebilir, nakliye rotalarını karmaşıklaştırabilir ve ulaşım operasyonlarını aksatabilir, ekonomik istikrarı ve büyümeyi tehlikeye atabilir.

Analize göre, bölgenin en büyük ekonomisi olan Brezilya'nın 2025 yılında yüzde 2,3 büyümesi beklenirken, Meksika'nın ise yüzde 1,2 oranında daha düşük bir oranda büyümesi bekleniyor.

Arjantin'in ise her yıl yüzde 4,3 gibi hızlı bir büyüme göstermesi bekleniyor.

Bu değişken tahminler, belirli ülkelerin ekonomik durumlarını ve politika bağlamlarını yansıtmaktadır.

Enflasyon eğilimleri ve faiz oranı ayarlamaları

Enflasyondaki istikrarlı düşüş bölge için olumlu göstergelerden biri.

Bu durum, ABD'deki parasal genişleme girişimleriyle birleşince, bölgesel merkez bankalarının faiz indirimlerine temkinli yaklaşmalarına olanak sağladı.

ECLAC ayrıca para politikasındaki ayarlamaların iç tüketime bir miktar rahatlama ve destek sağlayabileceğini belirtti.

Komisyon, buna rağmen yatırımlara ilişkin öngörülerin hâlâ karanlık olduğu uyarısında bulundu.

Zayıf kamu harcamaları, brüt sabit sermaye yaratımında azalmaya yol açtı ve bu durum, sermayenin orta ve uzun vadeli büyümeyi destekleme kabiliyeti konusunda endişelere yol açtı.

Araştırmada, güçlü ve uzun vadeli ekonomik büyümeye ulaşmak için uygun yatırım ortamı yaratmanın önemi vurgulanıyor.

İhracat ve ithalatta toparlanma planlanıyor

Daha iyimser bir bakış açısıyla, ECLAC, 2025 yılında ürün ve hizmet ihracatının ve ithalatının 2024 seviyelerine kıyasla toparlanacağını öngörüyor.

Öngörülen bu toparlanma, bölgenin ticaret dinamiklerindeki gücünü ortaya koyuyor ve sınır ötesi ekonomik faaliyetlerde olası bir geri dönüşü öngörüyor; bu da GSYİH'yi daha da artırabilir.

Sonuç olarak, Latin Amerika ve Karayipler dış jeopolitik etkenlerin bir sonucu olarak önemli sorunlarla karşı karşıya olsa da, 2025 yılı için öngörülen %2,4'lük büyüme oranı bir miktar umut vermektedir.

Bölgenin kalkınmada iç tüketime bağımlı olması, uyum yeteneğini ortaya koysa da, değişken küresel koşullar karşısında uzun vadeli ekonomik istikrar konusunda endişelere yol açıyor.

Bundan sonra, politika yapıcıların içerideki güçlü yönleri doğru şekilde değerlendirip dış tehlikeleri azaltmak için uyanık ve agresif olmaları gerekiyor.