Almanya, tarifeler ve güvenlik gerginliklerinin gündemi şekillendirdiği bir ortamda koalisyon anlaşmasını sonlandırıyor

Almanya, tarifeler ve güvenlik gerginliklerinin gündemi şekillendirdiği bir ortamda koalisyon anlaşmasını sonlandırıyor
Diya Poddar
09 Nis 2025, 17:42 ÖS
  • Friedrich Merz, Almanya'nın gelecek şansölyesi olmaya hazırlanıyor.
  • Mali reform paketi harcama kapasitesini artırmayı amaçlıyor.
  • Yeni hükümetin Paskalya tatilinden önce kurulması bekleniyor.

Almanya, Hristiyan Demokrat Birliği (CDU), Hristiyan Sosyal Birliği (CSU) ve Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) Çarşamba günü resmen koalisyon anlaşmasını sonuçlandırmasının ardından siyasi bir sıfırlamaya hazırlanıyor.

Bu yeni merkez ittifak, Şubat ayındaki genel seçimlerin ardından başlayan ve haftalarca süren müzakerelerin ardından geldi. Bu seçimlerde CDU/CSU bloğu en fazla oyu alan blok olarak ortaya çıkarken, SPD ise aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif'in (AfD) ardından üçüncü sırada yer alıyordu.

Yeni hükümetin göreve başlaması için anlaşmanın partilerin üyeleri tarafından onaylanması gerekiyor.

Bu anlaşmanın temelinde, Almanya ekonomisinin istikrara kavuşturulması, iç güvenliğin artırılması ve ülkenin Avrupa içinde güvenilir bir güç olarak konumunun yeniden teyit edilmesi yer alıyor.

Ancak bu planlar, NATO, ABD'nin uyguladığı gümrük vergileri ve Ukrayna'daki savaşa ilişkin süregelen belirsizlik gibi karmaşık bir uluslararası ortamda ortaya çıkıyor.

Mali reformlar ve göç planları

CDU, CSU ve SPD arasındaki görüşmelerde bütçe öncelikleri, vergi politikaları ve göç yönetimi konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle önemli gecikmeler yaşandı.

Almanya yüksek enflasyon, enerji sıkıntısı ve azalan sanayi üretimiyle boğuşurken, koalisyon önemli bir mali reform paketini zorlamaya odaklandı.

Paket, federal bütçe kurallarında revizyonlar içeriyor ve altyapı ve dijitalleşmeye daha fazla yatırım yapılabilmesi için harcama limitlerinin yükseltilmesini öngörüyor.

Ancak CDU lideri Friedrich Merz'in SPD'ye aşırı tavizler vermemesi yönünde içeriden baskı olması nedeniyle uzlaşıya varılması zaman aldı.

SPD, Şansölye Olaf Scholz'un görevden ayrılan partisi olmasına rağmen, özellikle göç konusunda politikaların şekillendirilmesindeki etkisi görüşmelerde bir anlaşmazlık konusu olmaya devam etti.

SPD müzakerecilerinin, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partilerinin daha sıkı sınır kontrolleri ve reddedilen sığınmacıların daha hızlı sınır dışı edilmesi taleplerine rağmen insani taahhütlerin sürdürülmesinde ısrarcı olduğu bildirildi.

Paskalya'dan önce yeni hükümet

Almanya'nın gelecek şansölyesi olmaya hazırlanan Friedrich Merz, koalisyon anlaşmasının bu ayın sonlarındaki Paskalya tatilinden önce hazırlanması gerektiğini açıkça belirtmişti.

Aciliyet yalnızca iç istikrarla değil, aynı zamanda Almanya'nın değişen küresel dinamiklere hızlı bir şekilde yanıt vermesi gerekliliğiyle de bağlantılıydı.

Almanya, seçimlerden bu yana geçici bir hükümet tarafından yönetiliyor ve bu durum, ülkenin büyük politika değişiklikleri yapma yeteneğini sınırlıyor.

Anlaşmanın kesinleşmesi, Merz'in yeni hükümetinin acil sorunları daha güçlü bir yetkiyle ele almasına olanak tanıyacak.

Almanya'nın çoğu zaman partiler arası mutabakat gerektiren koalisyon modeli, CDU-CSU-SPD blokunun ortak hedeflerini hayata geçirmek için birlikte çalışmaya devam etmesi gerektiği anlamına geliyor.

Parti üyelerinin koalisyon anlaşmasını resmen onaylaması gerektiği göz önüne alındığında, Almanya'nın yeni hükümetinin yapısı birkaç gün içinde teyit edilebilir.

Tarifeler ve NATO görüşmeleri şekillendiriyor

Almanya'nın değişen küresel ortama uyum sağlama ihtiyacı müzakereleri zorlaştırdı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergilerini yeniden yürürlüğe koyması, ihracata dayalı Almanya ekonomisinde ekonomik belirsizlik yarattı.

Bu arada Washington'un Rusya-Ukrayna ihtilafındaki rolü, uluslararası ittifakların uzun vadeli istikrarı konusunda soru işaretlerine yol açtı.

Endişe duyulan alanlardan biri NATO savunma katkıları oldu. Trump yönetimi, üye ülkelere GSYİH'nın %2'si olan savunma harcaması hedefini tutturmaları için defalarca baskı yaptı.

Tarihsel olarak bu ölçütü yakalayamayan Almanya, şimdi askeri hazırlığa daha fazla kaynak ayırma konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya.

Koalisyon anlaşmasının bu gereksinimi karşılayacak hükümleri içermesi bekleniyor.

Öte yandan, ABD'nin Ukrayna'ya yaptığı yardımların düzeyini sürdürüp sürdürmeyeceği konusunda şüpheler devam ediyor ve bu durum, Almanya ve diğer AB ülkeleri üzerinde insani ve askeri yardımlarda oluşabilecek olası boşlukları doldurma yönündeki baskıyı artırıyor.

Ukrayna'daki savaş üçüncü yılına girerken, Avrupa'daki güvenlik dinamikleri Alman politika yapımında giderek daha önemli bir faktör haline geliyor.