Trump, Yahudi bağışçılara Harris'in başkanlığının İsrail'in sonu anlamına geleceğini söyledi

Trump, Yahudi bağışçılara Harris'in başkanlığının İsrail'in sonu anlamına geleceğini söyledi
Diya Poddar
06 Eyl 2024, 23:03 ÖS
  • Harris, İsrail'e desteğin altını çizerken, aynı zamanda Filistinlilerin acılarının da ele alınması çağrısında bulunuyor.
  • Trump, yeniden seçilmesi halinde mültecileri yasaklama ve 'Hamas yanlısı' protestocuları cezalandırma sözü verdi.
  • ABD'de üniversite kampüsleri İsrail protestolarıyla karşı karşıya kalırken, antisemitizm ve ifade özgürlüğü üzerine tartışmalar da başladı.

ABD'de yapılacak başkanlık seçimleri, ABD-İsrail ilişkileri açısından kritik bir an olmaya hazırlanıyor. Eski Başkan Donald Trump, Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Beyaz Saray'ı kazanması durumunda İsrail'in geleceğinin riske gireceği uyarısında bulundu.

Trump, Las Vegas'ta Yahudi bağışçılara hitaben yaptığı konuşmada, Harris'in başkanlığının İsrail'i "tamamen terk edeceğini" ve "terörist ordularının" Yahudi devletine karşı savaş açmasına yol açacağını ileri sürdü.

Bu açıklamalar, Harris'in olası dış politika yönelimi, özellikle de İsrail ve Ortadoğu'ya ilişkin duruşu konusunda hararetli tartışmalara yol açtı.

Trump'ın iddiası İsrail'in güvenliğinin tehlikede olduğu yönünde

Trump, Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu'na hitabında, Harris yönetiminde İsrail'in varlığının sona ereceğini iddia etti.

Harris'in İsrail'i "terk edeceğini" ve bu durumun İsrail'i saldırılara açık hale getireceğini ileri sürdü.

Trump'a göre böyle bir terk etme, "terörist ordularını" "Yahudileri Kutsal Topraklardan kovmaya" teşvik edecekti.

Ayrıca, kendi yönetiminin, "teröristlerin istila ettiği bölgelerden" mültecilerin girişini yasaklamak ve hükümet mallarına zarar veren "Hamas yanlısı haydutları" tutuklamak gibi eylemlerinin, İsrail'i koruyan önlemler olduğunu vurguladı.

Trump ayrıca İsrail'e olan sadakatlerini sorgulayarak Demokrat Parti'yi destekleyen Yahudi Amerikalıları da hedef aldı.

"İsrail'den nefret eden bu insanlara oy veren Yahudi halkının yüzde 50'si kim?" diye sordu Trump, Harris ve destekçilerine yönelik eleştirilerine bir yenisini daha ekledi. Açıklamaları, ABD Yahudileri ve oy verme kalıpları hakkında sık sık tartışmalara yol açan geçmişteki açıklamalarını yansıtıyor.

Harris'in İsrail ve Filistin konusundaki duruşu

Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Yahudi halkı için güvenli ve demokratik bir vatan olan İsrail'e desteğini sürekli dile getirdi.

Trump'ın sert tutumuna kıyasla İsrail-Filistin ilişkilerine ilişkin tutumu daha incelikli.

Harris, Başkan Joe Biden gibi İsrail'e güçlü desteğini sürdürürken, aynı zamanda Filistinlilerin acılarının kabul edilmesinin önemini de vurguladı.

Gazze'deki sivil kayıpların yüksek olmasını eleştiren Trump, bu konularda "sessiz" kalmaktan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Harris'in kampanya sözcüsü Morgan Finkelstein, Trump'ın yorumlarına, Harris'in antisemitizmle mücadele konusundaki kararlılığını ve İsrail'e uzun süredir verdiği desteği yineleyerek yanıt verdi.

Finkelstein ayrıca Trump'ın tartışmalı açıklamalarının ve aşırı sağcı figürlerle olan ilişkilerinin geçmişine dikkat çekerek, bunların onun İsrail'in sadık müttefiki olduğu iddiasını zayıflatabileceğini söyledi.

Trump'ın açıklamalarına tepkiler

Trump'ın açıklamaları, ABD'deki üniversite kampüslerinde İsrail'in Gazze'deki eylemlerine yönelik protestoların arttığı bir dönemde geldi.

Bu durum bazı kesimlerin antisemitizm suçlamalarına yol açarken, bazıları da bu suçlamaların İsrail politikalarına yönelik meşru eleştirileri bastırmak için kullanıldığını savunuyor.

Trump, yeniden seçilmesi halinde "anti-Semitik propaganda" yaydığını düşündüğü üniversitelere sağlanan fonu keseceğine söz verdi.

Seçim etrafındaki söylemler, ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğini önemli ölçüde etkileyebilir.

Harris'in daha dengeli yaklaşımı, Trump'ın İsrail'e verdiği açık desteğin aksine, Filistinliler için iki devletli çözüme ve insani kaygılara odaklanan bir politika değişikliğine yol açabilir.

Dolayısıyla yaklaşan seçimler yalnızca iç siyaseti değil, Ortadoğu'daki uluslararası diplomasiyi de şekillendirecek gibi görünüyor.

Seçilmesi halinde Harris, İsrail-Filistin ihtilafına yönelik daha diplomatik bir yaklaşım benimseyebilir ve bu sayede önceki yönetimler döneminde gerilen diyalog kanallarını yeniden açabilir.

Bu, hem güvenlik endişeleri hem de insan hakları meseleleri dikkate alınarak ABD'nin bölgedeki yardım ve destek stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.

Trump kendini İsrail'in nihai koruyucusu olarak konumlandırırken, Harris'in duruşu, güvenliği insani çabalarla dengeleyen daha ayrıntılı bir dış politika arayan seçmenlere hitap edebilir.