Trump-Putin görüşmesi, ABD-Rusya bakanlar görüşmelerinin askıya alınmasının ardından gölgede kaldı

Trump-Putin görüşmesi, ABD-Rusya bakanlar görüşmelerinin askıya alınmasının ardından gölgede kaldı
Devesh Kumar
21 Eki 2025, 13:34 ÖS
  • Hazırlık görüşmeleri Rubio-Lavrov iptal edildi ve Budapeşte zirve planı şüpheye düştü.
  • Trump-Zelenskyy Oval Ofis toplantısı toprak tavizleri nedeniyle gerginleşti.
  • Trump hatların dondurulması çağrısında bulunuyor; Donbas'ın tamamen devredilmesini talep ettiğini reddediyor.

CNN'in Salı günü yayınladığı bir habere göre, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında merakla beklenen ikinci zirve, üst düzey diplomatları arasındaki hazırlık görüşmelerinin süresiz olarak ertelenmesinin ardından belirsizlikle karşı karşıya.

Bu gelişme, Budapeşte'de devam eden Rusya-Ukrayna çatışmasını sona erdirmek için müzakereleri potansiyel olarak yeniden şekillendirebilecek dönüm noktası niteliğinde bir toplantı olması beklenen toplantıya gölge düşürüyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov arasındaki görüşmenin ertelenmesi, Budapeşte zirvesinin planlandığı gibi ilerleyip ilerlemeyeceği konusunda soru işaretleri yarattı.

Konuya aşina kaynaklar, gecikmenin Ukrayna savaşının çözümüne ilişkin temel anlaşmazlıklardan kaynaklandığını ve Rusya'nın tutumlarının Washington'un rahatı için fazla maksimalist kaldığı bildiriliyor.

Trump-Zelenskiy görüşmesi Ukrayna'nın geleceği konusundaki derin bölünmeleri ortaya çıkardı

Budapeşte zirvesini çevreleyen zorluklar, Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy arasında 17 Ekim'de Beyaz Saray'da Ukrayna'nın toprak bütünlüğü konusundaki temel anlaşmazlıkların ön plana çıktığı çekişmeli toplantının ardından geldi.

Birçok kaynak tarafından "gergin" ve zaman zaman sert olarak tanımlanan karşılaşma, Trump'ın Putin ile 16 Ekim'de yaptığı telefon görüşmesinin ardından pozisyonunda önemli bir değişiklik olduğunu ortaya çıkardı.

Görüşmeler hakkında bilgi verilen Avrupalı yetkililere göre Trump, Zelenskyy'ye Rusya'ya toprak tavizlerini kabul etmesi için baskı yaptı ve özellikle Ukrayna'nın barışı sağlamak için doğu Donbas bölgesinin tamamını teslim etmesini önerdi.

Görüşmeye aşina olan kaynaklar, Trump'ın Zelenskyy'yi, Putin'in Rusya'nın taleplerine uymayı reddetmesi halinde Ukrayna'yı "yok etmekle" tehdit ettiği konusunda uyardığını söyledi.

Trump daha sonra Ukrayna'nın Donbas'ın tamamını teslim etmesini talep ettiğini açıkça reddetti ve "bunu hiç tartışmadık" dedi, ancak Donetsk bölgesinin yaklaşık yüzde 78'ini Rusya'nın kontrolü altında bırakacak olan mevcut savaş hatlarındaki çatışmanın dondurulmasını onayladı.

Toplantının ardından Trump, sosyal medyada her iki tarafı da "oldukları yerde durmaya" ve bir anlaşma müzakere etmeye çağırdı.

Zelenskyy, aradığı uzun menzilli Tomahawk füzelerini güvence altına almadan Beyaz Saray'dan ayrılırken, Trump böyle bir kararın Amerikan çıkarlarıyla örtüşmeyeceğini ve "savaşı Tomahawk'lar olmadan bitirmeyi" umduğunu belirtti.

Budapeşte zirvesinin stratejik önemi

Budapeşte'de olası bir Trump-Putin görüşmesi yapma kararı sadece uygun bir yer seçmekle ilgili değil; büyük bir diplomatik değişimin sinyalini veriyor.

Analistler, Avrupa'nın çoğunun Kiev'in arkasında sıkı bir şekilde sıralandığı bir dönemde Macaristan'ın Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak artan rolünü vurguladığını söylüyor.

Başbakan Viktor Orbán bu davayı kendisi de açıyor. Macaristan'ı "Avrupa'nın tek barış yanlısı ülkesi" olarak nitelendiriyor ve Budapeşte'nin bu tür görüşmelerin gerçekleşmesi için tek mantıklı yer olduğunu söylüyor.

Orbán ayrıca zirveyi ulusal bir beka meselesi olarak çerçeveledi.

Savaşın Macaristan'a üç yılda yaklaşık 23.4 milyar Euro'ya, yani aile başına yaklaşık 5,000 Euro'ya mal olduğunu, bunun da yüksek enerji fiyatları, enflasyon ve daha geniş ekonomik serpinti nedeniyle olduğunu söyledi.

"Budapeşte'deki barış müzakerelerinin başarısı Macaristan'ın varlığı için hayati önem taşıyor" uyarısında bulunan Bakan, bir anlaşmanın Macaristan'ı savaş öncesi büyüme yoluna geri döndürebileceğini ve hatta ekonomik genişlemeyi "iki veya üç katına çıkarabileceğini" savundu.